11 Aralık 2010 Cumartesi
'Cennet, zehrin olduğu yerdedir.'
yazılarmızın konu başlığı dolayısıyla cennetin ne tarafta olduğuna dair pek çok yol tarifi almaktayım.ama bu kez üzerine yoğunlaşılacak bir tarifle karşılaştım.öyledir,zehrin kokusu cennet için yol gösterici olur çoğu zaman.umutsuzluk,huzursuzluk,sağlık sorunları,türlü aşk acıları,çaresizlik..zehri çağrıştırmaz mı bazen? ya da var mı aramızda varan? 'isyan et ey arkadaşım'.ediyoruz.kaçmayalım ediyoruz..isyan ediyor, zehre yaklaşıp biranda da vazgeçiyoruz ya da geçmiyoruz..
yazı zehirden vazgeçenlere ithaf edilmiştir.
ne oluyor o anda? ne oluyor da kontrol çılgınlığımıza,kabullenmişliğimize,irademize geri dönüyoruz?adı ayşe mi,elma mı? kibrit mi? su mu? kalem mi kitap mı? ya da adı inadına zehir mi? neyse adı işte, o'na dönmüyor muyuz?
bu akan suyun başladığı bir kaynak var,göreni var görmeyeni var fakat akıyor değil mi? sonu da var,göreni var görmeyeni de var değil mi? fakat akıyor..kimse müdahale edemiyor,kimisi ancak şikayet ediyor, memnun oluyor, akışa kayalar yerleştiriyor fakat durduramıyor..tüm çabalar cennet için değil mi? arapların çöllerle dolu susuz coğrafyasına ithafen izafi bir betimleme yapılmıyor muydu? bu ne eksikse bünyelerde ruhlarda onu tamamlayacak sonsuz puzzleların son parçası değil mi? eh zehir de orda olur tabi..öyle kolay tamamlanır mı puzzlelar? sabır gerekir, irade gerekir..zehirlere bulanmak bana kolay gelir,sana daha kolay..işte orada duracaksın ey arkadaşım!'aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer, aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun?'zehir öyle bir gelir, kokusuyla ruhunu sarhoş eder, güzelliğiyle başını döndürür, yusuftan güzel, süleymandan azimli, karundan zengin, einsteindan zeki gelir,çare görünür,yoldaş belirir..kanma ey arkadaş! 'Cennet, zehrin olduğu yerdedir.' vazgeç,'etme'..zehirden geçen, cennete varır..'etme!'
azizle yıldız yaklaştılar leylaya.tüllerin arasında onlardan daha bebek değil miydi şimdi?yine gülümsediler tabi.bu evde hep gülümsenir.leyla,mis gibi..leyla bebek..aziz bir yanağına,yıldız diğer yanağına öpücük kondurdu.leyla gülümsedi uykusunda..annelerinin yanına koştular etekleri uçuşan peri kostümleriyle,neşeyle..anneleri fırında leziz birşeyler pişirmekteydi ki onları görünce gülümsedi..bu evde hep gülümsenir..onlara ballı süt hazırladı,tabaklarına sımsıcak bir kek koydu..babaları geldi.biri bardağından,diğeri tabağındaki kekten ayrıldı,koştular yusufa..yusuuf..ne güzel adam şu yusuf..anneleriyle göz göze geldi yusuf.gülümsedi..bu evde hep gülümsenir..sarıldı onlara,aziz sol omzuna,yıldız sağ omzuna sarıldılar.o an öyle mis bir koku fışkırdı ki fırından, leyla bile yine gülümsedi uykusunda..
günün isimleri: leyla ve yusuf
birbirimize hem mürid hem mürşid olmak dileğiyle..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Bir evliyanın iki çocuğu varmış birincisi babasının yolundan gitmiş o nederse yapmış namazında niyazında ilim ehli olma yolunda diğeri ise içkisi var namaz yok harabat ehliymiş.Neyse babası öğrenmiş küçüğünün düştüğü batağı gitmiş onun takıldığı hana ve hancıya sormus borcu varmıydı var demiş borucunu ve daha fazlasını vermiş ve şöyle demiş bir fıçıyı göstererek baban geldi borcunu verdi içsin ama şu fıçıdan içsin dersin demiş hancıya hancı oğluna diyince oğlu utanır mahçup olmuş babası iki oğlunu alır ve uçurumun kenarına götürür büyük oğluna ilim ehli olana der oğlum atla aşağıya oğlu bir an duraklar ve der baba yan mı atlıyayım yüz üstümü diye sorunca çekil sen der
YanıtlaSildiğer harabat ehli olan oğluna der atla oğlum değince zaten mahcup olan çocuk sorgusuz sualsiz bismillah diyerek atlar ve uçurumun sonunda babasının kucağında bulur kendini ve teslimiyetiyle çıkar o bataktan
islam teslimiyettir.cenneti bulmak istersen teslim olacak birinide arıyorsun demektir.
Dervişler harabat olur hor görme.