10 Aralık 2010 Cuma

dinginiz, dinginler..


 
Istanbul’da yağmur var hatta sabah biraz kar bile yağdı ’lı bir takım cümleler kurmak yok.hüzün var hüzün, Istanbul çok fena hüzün kokuyor’ lu cümleler hiç yok.neşeli cümleler? Yok, onlar da yok. Bugün duruyoruz. içimizdeki şiddetli fırtınaları durduruyoruz, e susturuyoruz. Çalkalanmadan bir gün geçirilebilr mi? çok mu zor? Hayır hayır uyumak yok, kandırmadan, işleri aksatmadan duralım diyorum.şimdi nerdesiniz, ne yapılıyor etrafınızda? Bilgisayara mı bakıyorsunuz? elinizdeki evrak işi artık bitmeli mi?gülsenize bir saniye olsun.yapabilir misiniz?tamam çok değil ama.çünkü neşede bir çalkalanma halidir.istediğimiz dengede olmak.tamam yazı bittikten sonra ne yapıyorsanız devam edin.ara ara uzaklara dalmayı aman ha ihmal etmeyin! ben bir hikaye anlatmaya başlayayım o sırada. dinlemeseniz de olur ama sesi kapatmayın.


Kadın, sahil kasabasına varmış, bir bank bulup yaklaşmış. önce bacakları kapalı ellerini de dizlerine koyarak oturmuş.izlemiş,izlemiş.dalgalar görmüş.küçük sandallar..güneş artık iyice tepede gülümserken ona ,bank sadece ona aitmiş gibi boylu boyunca uzanmış..bir sure sonra uykuya dalmış.yeşil yapraklar, sıra sıra ağaçlar, ortada bir nehir, damında bacası olan bir ev, kapıda tüm heybetiyle bir köpek, ağaçlarda türlü türlü meyveler..tepede parıl parıl bir güneş..aynı küçükken yaptığı resimlerdeki tablo işte bu! Yürümeye başlamış, bir kadın daha görmüş.kadın elini uzatmış ona ve’ gel’ demiş,’ gel de sana dünyanın en lezzetli sıcak ekmeğini tatma şansı verebileyim, tereyağı da var.’ elini tutmuş kadının yürümüş onunla. O resimdeki ev işte..hani tek katlı çatısı zor çizilir bacası var.içeri girmişler. Beyaz elbiseli periler gibi koşuşturan uzun sarı saçlı küçük kız ve lacivert kostümüyle pek havalı arabasıyla oynayan küçük delikanlı..’bu aziz bu da yıldız. benim minik kahramanlarım’demiş kadın.’onlara gülümsersen sana bayılırlar’.gülümsemiş..minikler de neşeyle eteklerinde dolaşmışlar. kadın ekmeğin üstüne tereyağı sürmüş ‘sıcak sıcak ye’.belki de yediği en leziz şey bu.kadın demişki ‘bu da kocam’ camdan dışarıyı göstererek. adam kış için odunlar hazırlıyormuş.adam fark etmiş ona bakan iki kadını ve gülümsemiş..’bu evde herkes neden gülümsüyor?’ ekmeğini yedikten sonra daha tatmanı istediğim çok şey var,hemen gitme olur mu? biraz dinlen, gel burda yüzünü güneşle aydınlatarak uyu’ ona yatacağı yumuşacık şifon tüllerle kaplı yatağını göstermiş.kadın uzanmış ve tekrar uykuya dalmış huzurla..

Hikaye bitmedi elbette. bugün dengede kalalım, yarın herzamanki döngüye ayak uydurup, ya hırçın ,ya hüzünlü ya neşeli belki de yine dingin oluruz?

  • günün isimleri : aziz ve yıldız

birbirimize hem mürid hem mürşid olmak dileğiyle..


2 yorum:

  1. dingin değiliz dingin değiller
    insanların kalbinde sevginin zerresi yerine tabakalşmış istiflenmiş nefret olduğu sürece tanrı insanları sikine takmaz

    YanıtlaSil
  2. nur 21- Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir.

    nur 35- Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir.

    KAF 16. Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.

    YanıtlaSil