17 Aralık 2010 Cuma

ince bir çizgi..




hep ince çizgiler olduğunu düşünürüz. kafamızın içinde hangi tilkiler dolanıyorsa, nasıl dolandıkları hep ilgimizi çekmiştir.biraz yukarı doğru salınsalar çizgiyi aşmaktan korkarız.çizgi ötesinde ise ne var bizden bilen yok! Bilenler nerede? Bir kısmı cennette, bir kısmı cehenneminde, bir kısmı akıl hastanesinde. Çok düşünmeye mi gelmiyor yoksa çok tembeliz de biraz kafamızı karıştırmak mı can sıkıcı? Çok korkuyoruz. delirmek var, sonunda varmak var biryerlere. Görmekten, hatırlamaktan, herkesin algılayamadığını mı algılamaktan korkuyoruz? Bazen hepimiz çok yaklaşıyoruz, bazen çizginin tam üstünde duracak kadar inceliyoruz. Tam da o yerlerde, sonrasından korktuğumuzdan lanet ediyoruz, isyan ediyoruz işte bir anda yine çizginin altındaki yere geri dönüyoruz. Bu dalgalı denizde çizgiyi aşıp ta tekrar altına inenlerin varlığına, ne yazık ki büyük bir sabit fikirlilikle inanmamaktayım. Geri gelmek ihtimal dahilindeyse gider gelir, bu küçük zihin yolculuklarını sıklaştırmış hale gelirdik diye düşünmekteyim. Var mı aramızda yolculuklarında varan? Zihin yolculuklarında bir sakınca göremiyorum, hatta birbirimize zihin komşuculuğu oynamak konusunda bile bazılarıyla hemfikirim. Şu anda da rahat kullanılmakta olan telepati, hipnoz , telekinezi teknikleri ve astral yolculuklar değil demek istediğim. bu yöntemler halihazırda kullanılmakta ve deneyimlenebilmektedir. daha da ötesini işaret etmekteyim. Varış sonrası hayallerim mi ne? kibir, ego , sahtecilik, obezite, zulm gibi bir takım rahatsızlıkların kontrolüne ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Çizgi altında bazılarını kontrol edebilir ve dizginleyebiliriz ama gözden kaçanlar oluyor..onlar da birilerinin canını fena halde acıtabiliyor..

Bugün güzel bir gün. umarım enerjisi size de ulaşmıştır. Çizgileri aşmaktan korkmadığımız zamanların şerefine..



Sabah güneşinin ilk gülümsemeleri , aziz ve yıldızın yüzlerinde belirmişti. Yusuf, çoktan kalkmış çay koymuştu. bugün zahide biraz tembellik yapmak istiyordu. artık leylayı uyandırmanın vakti gelmişti. Yanına gelen yıldızın kulağına bir şeyler fısıldadı ve minik sarışın peri koşarak içeri giderken o yatakta bir sağa bir sola kıvrılıyordu. Yıldız leylayı öptü ve sessizce adını fısıldadı. O leyla dedikçe ağzından parılıtılar mı çıkıyordu ? leyla gülümsedi ve nihayet uyandı. Aziz de yanlarındaydı işte. Gelir gelmez o da gülümsedi ve ona acaba çocukları varmıydı diye sordu. Leyla biraz mahçup, vardı dedi, o öldü. gözleri dolmuştu. oysa bu evde hep gülümsenir.o sırada yıldız azizi çağırdı ve dışarı çıktılar.leyla tam tekrar uyuyacaktı ki karşısında zahideyi gördü, ne güzel bembeyaz, dik yakalı, etekleri oldukça uzun, üstünde böğürtlen motifleri olan bir elbiseydi bu böyle. Nerden almış olabilirdi? Yusuf dışarda uzun uzun çevreyi izlemişti. Sonra içeri girdi ve zahide ile leyla ‘yı hararetle bir şey konuşurken buldu. Bu garip ve gizemli kadın demek uyanmıştı ve konuşuyordu hatta öyle mi? yanlarına gitti. Günün aydın olsun dağlardan gelen dedi. Leyla da ‘yok’ dedi ‘gecelerden geliyorum. en koyu gecelerden, en büyük acılarla en akılsız başımla geliyorum.’ Zahide ekmek hazır dedi,ne ara gidip hazırlamıştı..ah bu kadının nefis ekmekleri..aziz biraz çekingen, yıldız asabi katıldılar kahvaltıya. Zahide yıldız’a gözüyle işaret etti, o da mecburen öptü aziz’i. aziz zaten bin pişmandı hem nerden bilsindi, bu garip kadının bir çocuğu olsundu ve hatta sonra yok olsundu. Aziz kendi tarihini gözden geçirmeye karar verdi. ya onun annesi de zahide değilse? Demek böyle şeyler olabiliyordu, bazı insanlar gelip gidiyorlardı. Onlar hep ordamıydı? leyla şekere uzandı.yusuf şarkı söylemeye başladı,bu amiee mann’in Christmas time ‘ ı değil mi ? evet ta kendisi bu güzel adam bu şarkıyı nereden biliyordu ki? Zahide katıldı , çocuklar da katıldılar. leyla da dayanamadı dudakları kıpırdadı. çayını karıştırdı ve kaşığını uzun süredir beklemekte olan yıldıza verdi. yıldız onunla annesinin ona hazırladığı sıcak çikolatadan yiyordu şimdi..

günün isimleri : kayla ve kays
 
 
birbirimize hem mürid hem mürşid olmak dileğiyle..

2 yorum:

  1. Kıyamazsan başa cana ırak dur girme meydana
    Bu meydanda nice başlar kesilir hiç soran olmaz .
    Madem sınırları geçmek istiyorsun önce baştan geç madem sırra ermek istersin önce candan geç.Ama bu kişiye bağlıdır bakarsın benim önümdeki ömür bana yeter uzun bir hayat var can vermekten korkarım diyende olur,ömrüm kızgın demirin üstündeki buz gibi uçup gidiyor vakit kaybetmeden çizgilerin ötesine gitmeliyim diyende olur.

    Hz Mevlana mesnevisinde bir kıssa anlatılır yahudi bir padişah büyük bir ateş yaktırır yanınada put koyar ve halkı toplar ya puta iman et yada yan der halka neyse o kalabalıktan kucağında çocuğu olan bir kadına sıra gelir ve kadının kucağından çocuk alınır ateşe atılır anne korkudan az kalsın imanından olacakken ateşin içinden seslenir çocuk anne ben ölmedim içeriye gel görünüşte ateş içersindeysem de ben burda hoş bir haldeyim.Anne içeriye gelki ateş kendisine gülistan olan brahim aleyhisselamın sırlarını gör.der

    ateş her birimizin içinde benliğimizi atabilirsek gurur gibi haset kin ne varsa işte ozaman ateş bize gülistan olur.Ben yanarım ama gel sende benle yan diyemem bu seçimdir.



    Güzel Aşık Cevrimizi

    Güzel aşık cevrimizi
    Çekemezsin demedim mi
    Bu bir rıza lokmasıdır
    Yiyemezsin demedim mi

    Yemeyenler kalır naçar
    Gözlerinden kanlar saçar
    Bu bir demdir gelir geçer
    Duyamazsın demedim mi

    Bu dervişlik bir dilektir
    Bilene büyük devlettir
    Yensiz yakasız gömlektir
    Giyemezsin demedim mi

    Çıkalım meydan yerine
    Erelim Ali sırrına
    Can ü başı Hak yoluna
    Koyamazsın demedim mi

    Aşıklar kara baht(ı) olur
    Hakk'ın katında kutl'olur
    Muhabbet baldan tatl'olur
    Yiyemezsin demedim mi

    Pir Sultan Abdal Şahımız
    Hakk'a ulaşır rahımız
    On İk'imam katarımız
    Uyamazsın demedim mi



    Pir Sultan Abdal

    YanıtlaSil
  2. ..bu bir rıza lokmasıdır..
    eyvallah can..

    YanıtlaSil